Arşiv | Guncel Haberler RSS feed for this section

Uzayda büyük keşif

24 Tem

İki astronomi ekibi, evrenin bugüne kadar keşfedilmiş en büyük ve dünyaya en uzak su kütlesini ortaya çıkardı.

12 milyar ışık yılı mesafede

Dünyadan 12 milyar ışık yılı mesafedeki bu su kütlesi, dünya okyanuslarının içerdiği toplam su kütlesinin 140 trilyon katı büyüklüğe sahip. Buhar halindeki su kütlesi, kuasar olarak adlandırılan ve ortasında, çevresindeki maddeyi yutan büyük bir kara delik bulunan gök cismini sarıyor.

NASA’nın Kaliforniya’daki laboratuvarından Matt Bradford, kuasar çevresindeki ortamın oldukça özgün bir yapıya sahip olduğunu belirterek, bu yapının “devasa büyüklükte su ortaya çıkardığını” belirtti.

Keşfi yapan ekiplerden birinin başkanı olan Bradford, “yeni keşif bir kez daha gösterdi ki su, evrende oldukça yaygın ve hatta evrenin en erken zamanlarından beri var” dedi. Bu ekibin bulguları, Astrophysical Journal Letters’da yayımlandı.

Kuasarlar, çevresini bir disk şeklinde saran gaz ve toz kümesini emen devasa bir karadeliğe sahip gök cisimleri. Kuasarın karadeliği, bu tüketiminin sonucunda diskin ortasından her iki yöne doğru müthiş bir enerji fışkırtıyor. Su kütlesinin bulunduğu bu kuasarın kara deliği Güneş’ten 20 milyar kat daha yoğun ve Güneş’ten, “Bin trilyon kat” enerjiye sahip.

Bu kadar uzakta ve evrenin erken dönemlerinde var olan su kütlesi ilk kez keşfediliyor. Güneş Sistemi’nin dahil olduğu Samanyolu Galaksisi’nde de su buharı bulunuyor ancak galaksimizdeki su kütlesinin çoğu buz halde bulunuyor. Samanyolu’ndaki su kütlesi, bu kuasarda bulunandan 4000 kat daha az. Bunun nedeni de suyun, Samanyolu’nda daha çok buz formunda olması.

Kuasardaki su buharı, gök cisminin karadelik etrafında dönen gaz kütlesinin içerisine dağılmış durumda. Bu gaz bölge, yüzlerce ışık yılı genişliğinde (1 ışık yılı, yaklaşık 6 trilyon mil). Kuasardaki su buharı ile, karbonmonoksit gibi diğer moleküllerin ölçümleri, çevreleyen gazın yoğunlaşarak yıldızlar oluşturuyor olabileceğini gösteriyor. Ölçümler, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nün Hawai’deki teleskobu kullanılarak, Bradford’un ekibince 2008′den beri yapılıyor. Kuasar üzerinde çalışan ikinci ekip ise, Alpler’deki Caltech Submillimeter Gözlemevi başkan yardımcısı, fizikçi Dariusz Lis başkanlığındaki bir ekip. Bu ekip de kuasardaki ilk su buharı gözlemini 2010′da yaptı.

http://www.stargazete.com/dunya/12-milyar-isik-yili-mesafede-haber-369031.htm

“Filistin davası Türkiye’nin davasıdır”

23 Tem

Başbakan Erdoğan, İstanbul Conrad Otel’de düzenlenen Filistin Büyükelçiler Konferansı’nın açılışında konuştu. Erdoğan Filistinliler’e, “Bir kardeşiniz olarak söylüyorum, kardeşler arasında rekabet olmaz, helalleşme olur” dedi.

Cumhuriyet Haber Portalı

İstanbul- İşte Başbakan Erdoğan’ın konuşmasından satır başları:

-İsrail özür dilemedikçe iki ülke arasındaki ilişkiler düzelmez. Çocuklara ilaç, oyuncak götüren bir gemi dolusu merhamet elçisine nasıl kurşun sıkıyor.

-Adaletten, hak ve özgürlüklerden yana olan her insanın davasıdır. Filistin davası Türkiye’nin davasıdır. Filistinli kardeşlerimizin bütün dertleri bizim dertlerimizdir.

-Aradan geçen sürede ara sıra barış ışığı yansa da her defasında bu ışığı karartan bir sabotaj mutlaka vuku bulmuştur

-Uluslararası sistemin belirli devletlere suç işleme ayrıcalığı sağlamak suretiyle insanlığın meselelerine çözüm bulamayacağı aşikardır.

-İsrail, sadece İsrail-Filistin meselesi için değil uluslararası barışın önünde engel olmaya devam edecek.

“Artık yeter”

-Anayasal demokrasinin bir seçenek değil, İsrail’in güvenlik gerekçesiyle Filistin halkını kendi demokratik devletini kurmaktan alıkoyması izah edilemez. Artık yeter. Kadın ve çocuklar insanlık dışı muameleye maruz kalmaktan bıkmıştır

-Tek istedikleri barış bu halkın. Yegane arzuları huzur ve sukunet. Akdeniz havzası ve Ortadoğu’daki gelişmeler bizi doğrudan ilgilendiriyor

Norveç’e bassağlığı

-Biz terörle mücadele ediyoruz. Norveç’te ir terör orada da tüm iyi niyetlerine rağmen rakamın 80 olduğunu duydum. Terör 80 can aldı. Bunun nereye gideceği belli değil. Norveç halkına başsağlığı diliyoruz

“Bütün gücümüzle katkı veriyoruz”  

-Bölgedeki gelişmelerin asla ayırıcı mecralara çekilmemesi gerekiyor. Etnik, mezhebi ve dini ayrılıkların ortaya çıkması adalet duygusuna aykırıdır.

-Kardeşlerimizin kanı akıtılmaya devam ediyor. Şiddete derhal son verilmelidir. Halkların meşru talepleri ivedilikle karşılanmalıdır.

-Ortadoğu’nun gerilim ortamından çıkması için bütün gücümüzle katkı veriyoruz

-Bölgenin köklü meselelerine çözüm bulunması asla belirli ülkelerin tek başına üstesinden gelebileceği bir durum değildir.

-AK Parti hükümeti olarak 9 yıldır her platformda bölgesel işbirliği için verdiğimiz mücadelenin Filistinli kardeşlerim tarafından bilindiğini biliyorum. İsrail-Filistin meselesi dünyaya kasıtlı olarak Filistin meselesi olarak lanse edildi.

-Filistin sorununun çözümü için Kudüs’ün statüsünün ve çok kültürlü sosyal dokusunun muhafaza edilmesi gerekir. Kudüs bugünkü eziyetten kurtulmadığı sürece Ortadoğu’da gerçek anlamda huzur ve istikrar inşa edilemez.

-Filistinlilerin evlerinden çıkarmaları ve yerleşimciler tarafından şiddete maruz kalmaları, Kudüs’teki Filistin kurumlarının işleyişine izin verilmemesi asla kabul edilebilir değil

-İsrail’in Doğu Kudüs’ün Filistin’in başkenti olduğunu kabul etmeli. Taraflar birbirlerinin haklarına saygı duymalı.

“Bütün insanlık biliyor, gerisi yalan

-Türkiye Filistin davasını her zaman kendi davası olarak görmüş ve sahip çıkmıştır. Gazze bugün insanlığın yürek yarası olmuştur. Mızrak çuvala sığmıyor

-Gazze’deki zulmün boyutlarını bütün insanlık biliyor, gerisi yalan. Hukuk dışı ablukanın bir an evvel kaldırılarak Gazze halkının ihtiyaç duyduğu ürünlerin girişine izin verilmeli

“Sızlanmayan vicdan, vizdan değildir”

-Hala Gazze için ablukayı kaldırın demek zorunda kalmak ne büyük bir trajedi.Gazze’deki trajedi için sızlamayan vicdan artık vicdan değildir.

“Rekabet olmaz helalleşme olur

-Her akıl sahibinin kabul etmesi gereken bir gerçek var.Kadın, çocukların, sivillerin katledilmesinden daha acı bir gerçek yoktur

-Son dönemde Yunanistan bile böyle bir yola çıkan gemilere engel oldu.

-Başta BM ve ABD olmak üzere uluslar arası çevreler İsrail’in tek taraflı girişimlerine prim vermeye devam ederse bu suçun bir faili olarak anılmaktan kurtulamazlar

-İsrail-Filistin meselesinin çözümü konusunda yaptığımız çağrıların daha çok ses getirmesi için Filistinlilerin kendi içinde birlik olması gerekir. Tarihe geçmenin yolu da birliği tesis etmektedir

-Filistinliler kendi içinde bölündükçe ne Filistin’in ne de Türkiye gibi ülkelerin çağrıları yeterince rağbet görmeyecek. Bize diyorlar ki ‘’Filistinlerin bile kendi içinde beraberliği yok. Siz neden uğraşıyorsunuz?’’

-Bir kardeşiniz olarak söylüyorum, kardeşler arasında rekabet olmaz. Kardeşler arasında helalleşme olur. Siz bir araya geldiniz ya birileri çılgına döndü.

-Sizin birleşmeniz onları asıl ürküten nokta. Onun halledilmesi lazım.

“Asla yalnız değilsiniz

-Türkiye Filistin’de uzlaşı hükümetinin kurulması için gerekli çabayı gösterecek. Kardeş kanının dökülmesine artık kimsenin tahammülü yok.

-Filistinlilerle ikili ilişkilerimizin gelişmesini destekliyoruz.İşadamlarımızı Filistin’de yatırım yapmaları yönünde teşvik etmeyi sürdürüyoruz.

-Filistinli kardeşlerimize ekonomik destek vermeye çalışıyoruz. İsterim ki bu hissiyatımız bütün dünya dillerine tercüme edilsin. Biz merhamet ve sevgi medeniyetinin çocuklarıyız

-Mücadelenizde asla yalnız değilsiniz ve asla da yalnız olmayacaksınız. Bir Filistin vardı, bir Filistin var ve bir Filistin gene olacak.

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan daha sonra Filistin Devlet Başkanı Mahmud Abbas ile görüştü.

http://www.cumhuriyet.com.tr/?hn=263472&kw=%22Filistin+davas%FD+T%FCrkiye’nin+davas%FDd%FDr%22

Mehmet Ağar’dan Aziz Yıldırım’a rica: Uğur Dündar’ı uyar!

23 Tem

 Eski Emniyet Genel Müdürü Mehmet Ağar’ın Savcı Mehmet Berk’in yürüttüğü şike soruşturmasına yansıyan telefon görüşmelerine Aziz Yıldırım’dan gazeteci Uğur Dündar’ı “ikaz etmesini” istediği iddiası da yansıdı.

Ağar'dan Aziz Yıldırım'a Uğur Dündar ricası!Taraf gazetesinde yer alan habere göre, Ağar’ın, Yıldırım’dan böyle bir talepte bulunmasının nedeni iseSusurluk olayının kilit isimlerinden Ayhan Çarkın’ın, 21 Mart 2011 günü Uğur Dündar’ın hazırlayıp sunduğu Arena programında Mehmet Ağar’ı hedef alan açıklamaları. Çarkın, Arena programında bin kişiyi öldürdüğünü söylemiş ve cinayetlerle ilgili Mehmet Ağar ve İbrahim Şahin’i suçlamıştı. Çarkın, programda, işlenen cinayetleri anlatırken “düz ovada siyaset yapan Mehmet Ağar nerede” diye sormuştu.

Çarkın’ın bu açıklamalarından rahatsız olan Ağar, Yıldırım’ı arayıp, Dündar’ı “ikaz” etmesini istemiş. İstanbul’da olmadığı için Çarkın’ın açıklamalarından birkaç gün sonra haberdar olan Mehmet Ağar, Arena programından birkaç gün sonra Aziz Yıldırım’ı aramış. İkili arasında geçen görüşmede Ağar, isim vermeden Dündar’dan, “Uzun boylu, sarışın mavi gözlü arkadaş” olarak bahsediyor ve televizyon ve gazetelere sık sık açıklama yapan Ayhan Çarkın’ı ise “Son geveze puşt” olarak tarif ediyor.

Savcılık soruşturma dosyasında yer alan ve Savcı Berk’in federasyona gönderdiği klasörler arasındaki telefon dökümlerindeki görüşmenin o bölümü ise şöyle:

Mehmet Ağar: Yemekteki ortak arkadaş var ya (Uğur Dündar’dan bahsediliyor) o biraz televizyonlarda böyle bir bizle ilgili onu da bir ufak ikaz etsen iyi olur.

Aziz Yıldırım: Hangisi?

Mehmet Ağar: Uzun boylu sarışın, mavi gözlü arkadaş. Bu son geveze puştla ilgili, yani bir iki şey olmuş ben yoktum burada. Bizi dışında tutsa iyi olur o işten.”

Yıldırım’dan bu istekte bulunan Mehmet Ağar, konuşmanın devamında Adnan Polat’ın kendisinden kongreye gelmesini rica ettiğini ve Galatasaray kongresine katılacağını söylüyor; “Yarın kongre var ona gideceğim. Adnan aradı rica etti.”

Uğur Dündar: Yıldırım’dan hiçbir telkin almadım

Konuyla ilgili Taraf’a açıklama yapan Uğur Dündar, Aziz Yıldırım’ın kendisini konuyla ilgili aramadığını söyledi. Dündar “Aziz Bey, ne yönetici olduğum dönemde ne de daha sonra benim gazetecilik faaliyetimle ilgili ne mesaj, ne telkin ne de en ufak bir imada bulunmadı. Kimse böyle bir şeye cesaret edemez. Bu görüşmenin yapıldığı tarihten sonra da Susurluk süreciyle ilgili iki program daha yaptım. Çarkın’ın ifadesinden sonra, faili meçhule kurban giden Mustafa Erdoğan cinayetini yaptık. Susurluk çetesinin öldürdüğü iddiasını gündeme getirdik. Programda bu kişilerin tetikçi olduğunu, asıl azmettiricilere bakılmasını söyledik. Bunu Star Anahaber’de de kullandık. Arena’nın sezon finalinde de Tarık Ümit dosyasını gündeme getirdik. Ümit’in amcası Cemalettin Ümit’i konuşturduk.”

Lenin ve Orhan Pamuk’tan alıntı yaptı

23 Tem

Lenin ve Orhan Pamuk'tan alıntı yaptıCHP Gençlik Kolları’nın 1. Gençlik Sempozyumu, parti genel merkezinde yapıldı. Sempozyumda açılış konuşmasını yapan Kılıçdaroğlu, ‘Benim umudum sizlersiniz’ diyerek szölerine başlarken, konuşmasında Lenin ve Orhan Pamuk’tan alıntılar yaptı.

CHP Genel Başkanı Kemal Kılıçdaroğlu, Kürt sorununun Türkiye’nin temel sorunlarından birisi olduğunu belirterek “Eğer bir sorun 30-35 yıldır çözülemiyorsa siyaset kurumu görevin yapmadığından çözülemiyordur. O kadar mücadelenin sonunda şimdi 1990’ların başına dönüyorsak demek ki siyaset kurumu görevini yapmıyor” dedi.

Sempozyum öncesi salondaki CHP’li gençler Gençlik Marşı ile evrensel devrimci marşı Çav Bella’yı söylediler. Sempozyuma, AKP Gençlik Kolları MYK Üyesi Uğur Avşar ve AKPGençlik Kolları Üniversite Komisyonu Üyesi Müjde Sefer de katıldı. AKP Gençlik Kolları üyeleri, isimleri anons edildikten sonra salondaki CHP’li gençler tarafından alkışlandı.Kılıçdaroğlu salona girdiğinde CHP’li gençler “Devrimci Kemal”, “Gençlik seninle, durma ilerle” sloganları attılar. Sempozyumun açılışı sırasında yapılan saygı duruşunda bazı gençlerin sol yumruklarını havaya kaldırdıkları görüldü.

“CHP GENÇLİĞİ DEVRİMCİDİR, MİLLİYETÇİDİR”
Sempozyumun açılış konuşmasını yapmak üzere kürsüye “Gençliğin umudu Kılıçdaroğlu” sloganları arasında gelen Kılıçdaroğlu sözlerine “Benim umudum da sizlersiniz” diyerek başladı. Mustafa Kemal Atatürk’ün Türkiye’yi gençlere emanet ettiğini kaydedenKılıçdaroğlu, “CHP gençliği olmak kolay değil. Çünkü özünüzde ve ruhunuzda Mustafa Kemal’in devrimci kişiliğini yaşatmak durumundasınız. Milliyetçi olmak durumundasınız, halkçı olmak durumundasınız. Altı okumuz sizin felsefenizdir, bizim felsefemizdir, bu toplumun felsefesidir. İşçinin de felsefesidir, sanayicinin de, köylünün de, çöpten kağıt toplayan yurttaşın da. Ortak felsefeyle gidiyoruz, bu ortak felsefeyi toplumun her kesimine anlatmak durumundayız. İlk sözümüz de halk olacak, son sözümüz de halk olacak” diye konuştu.

“TOPLUMUN DEĞERLERİNE SAYGILI OLACAĞIZ”

Kılıçdaroğlu, gençlerin halka gitmesinin tek başına yeterli olmadığını, halkın sorunlarına çözüm önerilerini de anlatmaları gerektiğini vurgulayarak “Unutmamamız gereken bir şey var, toplumun değer yargılarına her zaman ama her zaman saygı duyacağız” dedi. Halkın sorunlarını sabırla dinlemeleri gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Sabırla dinleyeceğiz ki onun sesine ne kadar kulak verdiğimizi o da kavrayabilsin. Biz onun sesine, onun sazına kulak vereceğiz. Belki ilk aşamada başarılı olmayabiliriz, ama unutmayın Anadolu’da güzel bir söz var. İnat da bir murattır. İnatla direneceğiz, kararlılıkla söyleyeceğiz. Çünkü ne dedik; ilk sözümüz de halk olacak son sözümüz de halk olacak” dedi.

“CHP GENÇLİĞİ STATÜKOYA KARŞI MÜCADELE EDER”

CHP gençliğinin devrimci ve milliyetçi olmasının yanı sıra direnen bir gençlik olduğunu anlatan Kılıçdaroğlu, “CHP gençliği statükoya karşı mücadele eden, direnen bir gençliktir. Hukukun üstünlüğüne, demokrasiye, kadın erkek eşitliğine, insan haklarına inanan bir gençliktir. Bunlar bizim vazgeçemediğimiz konulardır. Bunlar için mücadele etmek, hak aramak CHP gençliğinin olmazsa olmazlarıdır” diye konuştu.

“ASKERLERİMİZİN CAMİLERDE YATMASININ ANLAMINI BİLMEYENLERE ANLATACAĞIZ”

Kılıçdaroğlu, bunları yapmanın yolunun eğitimden geçtiğini, eğitimin özünün de tarihi bilmek olduğunu dile getirirken Başbakan RecepTayyip Erdoğan’ın “CHP döneminde camiler ahır yapıldı” sözlerine üstü kapalı olarak yanıt vererek “Tarihimizi, geçmişimizi bileceğiz. Ulusal bağımsızlık savaşını hangi koşullarda verdiğimizi bileceğiz. Askerlerimizin şehit olmadan önce camilerde gelip yatmasın anlamını bilmeyenlere, bunları nasıl çarpıtanlara bunları anlatacağız” dedi.

“12 EYLÜL FAŞİZMİ DEVRİMCİLERİN ÜZERİNDEN SİLİNDİR GİBİ GEÇTİ”

Kılıçdaroğlu, geçmişte siyasete giren gençlere ağır bedeller ödetildiğini kaydeden Kılıçdaroğlu, “12 Eylül faşizmi, solun, devrimcilerin, halkçıların, demokratların, hukukun üstülüğüne inananların üzerinden de bir silindir gibi geçti. Gencecik fidanlarımızı darağaçlarında yitirdik. Ama unutmamamız gereken bir şey var, inat da bir murattır. Bizi siyasetten yani ülke yönetiminden alıkoymak isteyenler hiçbir zaman amaçlarına ulaşmamalıdırlar” diye konuştu. Kılıçdaroğlu, ülke üzerinde söz sahibi olmak isteyenlerin siyasete girmesi gerektiğini, siyasetin de bir maraton koşusuna benzediğini anlattı ve gençlerden kararlı olmasını istedi. Kılıçdaroğlu, “Birileri size düşüncenizi söylediğinde ‘senin üzerine vazife mi?’ diyecektir, ‘Evet’ diyeceksiniz, ‘Çünkü bu ülkeyi Mustafa Kemal bana emanet etti. Benim üzerime vazifedir’ diyeceksiniz” diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU’NDAN LENİN’E ATIF

Ekim Devrimi önderi ve Sovyetler Birliği’nin kurucusu Lenin’in “Organize olmuş azınlıklar organize olmamış yığınlara hükmeder” sözlerini aktaran Kılıçdaroğlu, bu sözün örgütlenmenin önemini gösterdiğini belirterek “Örgütlenirseniz, gücünüzü birleştirirseniz, kararlılıkla yolunuza devam ederseniz sağlıklı bir yönetim oluşturursunuz. Ama örgütlenmezseniz, toplumun sorunlarını çözmede yetkin olan biziz demezseniz o zaman birileri gelir sizi yönetir. Örgütleneceksiniz, bir araya geleceksiniz, gücünüze güç katacaksınız” diye konuştu.

KILIÇDAROĞLU ORHAN PAMUK’UN DA SÖZLERİNİ AKTARDI

CHP gençliğinin üretimden, emekten ve alınterinden yana olduğunu, alınterinin sadece kol gücü değil, düşünerek de kim emek harcıyorsa ona saygı duymaları gerektiğini belirten Kılıçdaroğlu, “Tüketimin kölesi olmayacağız. Üreteceğiz, hakça bölüşeceğiz” dedi.

Kılıçdaroğlu, Nobel ödüllü yazar Orhan Pamuk’un ödülünü almadan önce yaptığı Babamın Bavulu başlıklı konuşmasından “Bana gerçekliğe müdahale etme şansı verdiği için yazıyorum” sözlerini de aktaran Kılıçdaroğlu, “Siyaset budur. Hayatın gerçeklerini görüyorsunuz. Gerçeklerin ne kadar acımasız olduğunu görüyorsunuz. Ama o gerçeğe müdahale etmenin en sağlıklı yollarından birisi siyasettir. Çocuklar açlıktan ölüyorsa bu bir gerçek ama o gerçeğe en iyi müdahale etme yolu siyasettir” diye konuştu.

“KÜRT SORUNUNDA 1990’LARIN BAŞINA GELDİYSEK SİYASET KURUMU GÖREVİNİ YAPMIYOR”

Kılıçdaroğlu, gençlere “Kimsenin adamı olmayın, unutmayın ilkelerin adamı olun” öğüdünde bulunurken “Bunu yaparsanız ilkelerinizi yüceltirsiniz, göreceksiniz ki halk size ilkelerin damı olduğu için saygı duyacaktır” dedi.

“Terör sorunu Türkiye’nin teme sorunlarından birisidir. Kürt sorunu Türkiye’nin temel sorunlarından birisidir” diyen Kılıçdaroğlu, bu sorunu çözmek için bugüne kadar en sağlıklı raporları CHP’nin hazırladığını söyledi. CHP’nin bu sorunun çözümüne katkı veren tek parti olduğunu dile getiren Kılıçdaroğlu, “Eğer bir sorun 30-35 yıldır çözülemiyorsa siyaset kurumu görevini yapmadığından çözülemiyordur. O kadar mücadelenin sonunda şimdi 1990’ların başına dönüyorsak demek ki siyaset kurumu görevini yapmıyor. Sorunun çözüm adresininCHP olduğunu her yerde söyleyin. Kürt sorununda da işsizlikte de ekonomik krizde de aydınların, medyanın sorunlarında da çözümün adresi CHP’dir” diye konuştu.

“HÜKÜMET’TEN EKONOMİYLE İLGİLİ ÇELİŞKİLİ AÇIKLAMALAR GELİYOR”

Kılıçdaroğlu, 26 Haziran’da Başbakan Erdoğan’ın Türkiye İhracatçılar Meclisi’nde ekonomik krizle ilgili olarak “Arkadaşlar geçin bu işleri, Türkiye şu anda sağlam sezinde yürüyor krizle mrizle işimz yok” dediğini, 15 Temmuz’da ise Başbakan Yardımcısı Ali Babacan’ın ilgili kurumlara üç ay önce her türlü kötü senaryoya hazır olmaları talimatı verdiğini açıkladığını anımsatarak “Açıkça Başbakan’ı yalanlıyor, sen yok diyorsun ama biz talimatı verdik diyor” dedi.

8 Temmuz’da Başbakan’ın dalgalı kur rejiminin süreceğini söylediği, 13 Temmuz ise Ekonomi Bakanı Zafer Çağlayan’ın cari açığın problem olmasını TL’nin aşırı değerli olmasına bağlayarak kurların kontrol edilmesi gerektiğine işaret ettiğini anımsatarak “Hangisine inanacağız? Sayın Babacan’a, Sayın Başbakan’a mı yoksa Sayın Çağlayan’a mı?” diye sordu.

“DEMOKRASİ SORUNUMUZ VARSA BİR ALT BAŞLIĞI DA MEDYADIR”

Maliye Bakanı Mehmet Şimşek’in cari açığı sıkı para politikası uygulayarak çözeceklerini açıkladığını, 12 Temmuz’da Bakan Çağlayan’ın “Cari açık Türkiye için tehlike oluşturmuyor” dediğini anlatan Kılıçdaroğlu, “Bir Ekonomi Koordinasyon Kurulu var. Bunlar oturacaklar, tek bir söylemde anlaşacaklar ve halka anlatacaklar” dedi. Kılıçdaroğlu, benzer söylemlerin CHP’de olması durumunda “kıyametin kopartılacağını” söyleyen Kılıçdaroğlu, “Kim yapacak bunu; AKP medyası, yandaş medya” dedi.

Kılıçdaroğlu, CHP’li gençlerin medyayı takip ederken dikkatli olmaları gerektiğini ifade ederken “Halkın iktidarında bu medya sorununu da çözeceğiz, hiç endişeniz olmasın. Özgür, bağımsız, tarafsız, halka sağlıklı haber veren bir medyaya bu ülkenin ihtiyacı var. Demokrasi sorunumuz varsa bunun alt başlıklarından biri de medyanın bağımsız olmamasıdır, iktidarın kontrolüne girmiş olmasıdır” dedi.

“GENÇLER BİR ZAMANLAR ZAP SUYUNA KÖPRÜ KURDU”

Kılıçdaroğlu, CHP’li gençlerin sıcak, soğuk, fabrika, tarla, sokak, cadde, kent, kır delmeden her ortamda çalışmaları gerektiğini belirterek “Halktan önemli bir mesaj aldık, yolumuza devam edeceğiz ama halkla aramızdaki güven köprüsünü daha sağlıklı kuracağız. Unutmayın bu ülkenin gençleri bir zaman Zap suyunun üstüne köprü kurmuştur. Gençler o dönem devletin yapamadığını yaptılar. Biz şimdi siyasette belki de bizlerin yapamadığını sözlerin yapmasını isteyeceğiz” dedi.

Gençliği olmayan bir partinin geleceğinin olamayacağını söyleyen Kılıçdaroğlu, CHP’li gençlerin yeri geldiğinde kendilerini de eleştirme özgürlüğüne sahip olduklarını ifade ederken gençlerden dedikodu yapmamalarını, siyasete kilitlenmelerini istedi.

Kılıçdaroğlu, CHP hem bir çınar hem de filiz olduğunu, 80 yıllık mazisiyle görkemli bir çınar aynı zamanda her genç düşüncenin de bu çınarın bir filizi olduğunu söyledi.

http://www.hurriyet.com.tr/gundem/18321502.asp?gid=381

Önce Müslümanız Batılılar bencil

23 Tem

ABD’li Pew’in araştırmasına göre, Türklerin yüzde 21’i kendisini “Önce Türk” olarak tanıtırken, yarısı “Önce Müslümanım” diyor

%21: Önce ‘Türküm’ diyor

%49: Önce ‘Müslümanım’ diyor

ABD’nin en saygın araştırma kuruluşlarından Pew’in 14 ülkede yaptığı anket, 11 Eylül saldırılarının üzerinden yaklaşık 10 yıl geçmesine rağmen, Müslümanlarla Batılılar arasındaki buzların hala erimediğini ortaya koydu. Türklerin yarısı kendini önce Müslüman olarak tanımlıyor, sadece yüzde 21 önce Türküm diyor. Bu oranlar ABD’de yüzde 46-46 eşit. Fransa’da ise yüzde 90 önce ‘Fransızım’ diyor. Anket için Türkiye’de de 21 Mart-12 Nisan tarihleri arasında bin kişiyle yüz yüze görüşmeler yapıldı. İşte sonuçlar:

Radikal İslam kaygısı

Türklerin yüzde 52’si İslami aşırılıkçılığın yayılmasından kaygılı. 2006’daki araştırmada bu oran yüzde 45’ti. Yüzde 37’ye göreyse böyle bir tehdit yok. Türklerin yüzde 43’ü ‘şiddet içerdiği için’ İslami aşırılıkçılıktan kaygı duyuyor. Yüzde 25 ‘özgürlükleri kısıtlayacağı için’, yüzde 22 ‘ülkeyi böleceği için’, yüzde 6 ise ‘ekonomiye zarar vereceği için’ kaygılı.

Hristiyanlara bakış

Araştırmaya göre, Türklerin yüzde 72’si Müslümanlara olumlu bakıyor. Beş yıl önceki araştırmada bu oran yüzde 88’di. Hristiyanlara olumlu bakan Türklerin oranı ise yüzde 16’dan yüzde 6’ya düştü. Bu araştırmadaki en düşük oran. Yahudilere olumlu bakanların oranı da beş yılda yüzde 11’lik kayıpla yüzde 4’e indi. ABD’de yüzde 57, İngiltere’de yüzde 64, Fransa’da yüzde 64, Almanya’da yüzde 45 Müslümanlara olumlu bakıyor. En olumsuz bakan ülke ise yüzde 19’la İsrail.

Batılılar açgözlü

Türklerin yüzde 66’sı Batılıları “şiddet yanlısı”, yüzde 64’ü “bencil”, yüzde 70’i “açgözlü”, yüzde 65’i “ahlaksız”, yüzde 64’ü “küstah” ve yüzde 54’ü “fanatik” olarak niteliyor.

En iyi yanları…

Türklere göre Batılıların en iyi yanları kadınlara saygılı olmaları (yüzde 30), dürüst olmaları (yüzde 19), hoşgörülü olmaları (yüzde 19) ve cömert olmaları (yüzde 15).

http://haber.gazetevatan.com/once-muslumaniz-batililar-bencil/390088/1/Gundem

Askerlere Yalan Makinesiyle İrtica Testi!

23 Tem
28 şabat,asker,yalan makinesi,tsk,genelkurmay28 Şubat sürecinde TSK’dan atılan askerlere ilişkin istihbarat raporları, emekli Albay Büyük’ün evinden çıktı. Bazı askerler yalan makinelerine oturtulurken, bazıları da evinde Kuran bulundurmakla suçlanmış.

Balyoz darbe planı davası tutuklu sanıklarından emekli Albay Hakan Büyük’ün Eskişehir’deki evinde yapılan aramalardan 28 Şubat sürecinde irticacı oldukları iddiasıyla TSK’dan ihraç edilen askerlerle ilgili hazırlanan raporlar bulundu.

Bazı askerlerin yalan makinesi testine tabi tutuldukları, namaz kılan askeri personelin evlerine baskınlar yapıldığı, arkadaşlarına faizsiz borç veren subayın ‘irticacı’ diye damgalandığı, evlerde bulunan Kuran-ı Kerim’lerin bile irtica delili sayıldığı ortaya çıktı.

Gönüllü ‘irtica avcısı’ olmuşlar
Emekli Hava İstihbarat Albay Hakan Büyük’ün evinde ele geçirilen irtica takip raporlardan en dikkat çekeni, Astsubay Başçavuş İshak Yılmaz hakkında hazırlanmış olan rapordu.

Astsubay Mustafa Ergin’in ihbarı üzerine takibe alınan Başçavuş Yılmaz’a yöneltilen suçlamalar arasında “cemaat pikniklerine katılmak”, “irticadan atılan bir astsubayla görüşmek” de var. İrtica faaliyetler nedeni ile takibe alınan askerler ile pikniğe gitmekle suçlanan Astubay Başçavuş Yılmaz, komutanları tarafından yalan makinasına bağlanarak irticacı olup olmadığı konusunda sorgulanmış. Yılmaz’la ilgili raporda “Polygraph (yalan makinası) testinde kendisine yöneltilen 4 soruya doğru cevap vermediği için ihraç edilmesi” istenmiş. İrtica takip raporlarından birisi de Astsubay Osman Kaçmaz hakkında. Rahatsızlanan başörtülü eşini Etimesgut Askeri Hastanesi’ne götüren Kaçmaz’ı aynı anda hastanede olan Astsubay Bülent A., takibe almış. Uzun süre hastane içinde Kaçmaz’ı takip eden Bülent A. daha sonra personel dosyalarından ismini ve rütbesini tespit ettiği Osman Kaçmaz’ı ‘eşi türbanlı’ diye üstlerine bildirmiş. Bunun üzerine sorguya alınan Astsubay Kaçmaz “Atatürk ilkelerine bağlı olduğunu ancak İslam dinini ve inanç özgürlüğünü yaşamak istediğini, dinini yaşamak şeriatçılıksa evet şeriatçı olduğunu” söylemiş. Bunun üzerine Kaçmaz, TSK’dan ihraç edilmiş.

Eşin başını açsın seni atmayalım
Hakkında rapor hazırlanan bir başka isim ise Başçavuş Mehmet Çetin olmuş. Oturduğu evin sahibi “Süleymancı” olduğu için bu camiaya yakın olduğu iddiasıyla takibe alınan Çetin’in eşinin de böşörtülü olduğu belirlinmiş. Çetin, yapılan sorgusunda “eşinin başını açmasına karışmayacağını” söyleyince TSK’dan atılmış. Üsteğmen Ali Özden hakkında tutulan raporda ise Kanal 7 ve Samanyolu Tv seyrettiği, oruç tuttuğu ve eşi İmam Hatip Lisesinde öğretmenlik yaptığı için takibe alınmış ve evinde arama yapılmış.

Yüzbaşı Mehmet İlhan’ın irticai olarak izlenmesinin nedeni ise eşinin başörtülü olması ve evine başörtülü sakallı kişilerin girmesi. İlhan’ın irticai personel arasında yer almasının nedenlerinden bir tanesi ise ailece sağ düşünceye mensup olması gösteriliyor. Yüzbaşı İlhan hakkında hazırlanan raporda eşinin evlendikten sonra başörtüsü takma konusunda fikrini sorduğu, İlhan’ın takıp takmama konusunda kendisinin karar vereceğini söylediği belirtildi. Hazırlanan Raporda Mehmet İlhan ile yapılan görüşmede eşinin ıyafetini değiştirmesi ve başını açmasının istendiği ancak İlhan’ın eşine bu konuda baskı yapamayacağını söylediği anlatıldı.

Türk Bayrağı asıyor, Kuran var
Hakan Büyük’ün evinden tutuklu sanık Orgeneral Bilgin Balanlı tarafından bir astsubay hakkında hazırlatıldığı iddia edilen Lahika da bulundu. Başçavuş Fahri Karakülah hakkında hazırlanan belgede, eşinin medeni kıyafet giymediği, kızının Anadolu İmam Hatip Lisesinde okuduğu, evinin camına Türk Bayrağı astığı, evinde yapılan aramalarda 1 adet Kuran-ı Kerim bulunduğu, telefon fihristinde aynı yerde çalıştığı irticai faaliyetleri nedeni ile takibe alınan bazı askerlerin telefonunun bulunduğu belirtilmiş ve ordudan atılması istenmiş.

ASTSUBAYA YÖNELTİLEN SUÇLAMA

Faizsiz borç veriyor dikkat irticacı olabilir
Başçavuş Mustafa Küçükgülüm hakkında hazırlanan rapor ise bu kadar da olmaz dedirtecek cinsten. Başçavuş Küçükgülüm’ün hakkındaki deliller ise “bazı askerlere faizsiz borç vermesi, kitap tavsiye etmesi, bir depoda namaz kılması, dini kitaplar satan bir dükkana girmesi, erkeklerin altın takmasına karşı olduğunu bir konuşmasında söylemesi, oruç tuttuğunu saklaması, evinde toplu namaz kılınması” şeklinde sıralandı. Eşi de takibe alınan Küçükgülüm’ün evi aranmış.

4 ASKERE BALYOZ SORGUSU

3 emekli albay ile 1 astsubay serbest
Balyoz Darbe Planı soruşturması kapsamında dün 3’ü emekli albay 4 kişi daha ifade verdi. Gölcük Donanma Komutanlığı ve emekli Albay Hakan Büyük’ün Eskişehir’deki evinde ele geçirilen yeni Balyoz belgeleriyle ilgili soruşturma kapsamında dün biri kadın 3 emekli albay ile bir muvazzaf astsubay Balyoz savcısı Hüseyin Ayar tarafından sorgulandı. 4 şüpheli serbest bırakıldı.

Star

http://www.aktifhaber.com/askerlere-yalan-makinesiyle-irtica-testi-471845h.htm

“Hiçbir tarikat F.Bahçe’ye giremez”

23 Tem

Fenerbahçe Yüksek Divan Başkanı Yüksel Günay, Fenerbahçe camiası içinde hiçbir İslam örgütünün yer alamayacağını söyledi.

Fenerbahçe Kulübü Yüksek Divan Kurulu Başkanı Yüksel Günay, ”Hiçbir tarikat, İslam örgütü zemininde bir yapılanma bu kulübün içinde yapamaz” dedi.
Fenerbahçe Faruk Ilgaz Tesisleri’nde gerçekleştirilen olağan Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda konuşan Günay, şike iddialarına yönelik soruşturma kapsamında yaşanan sıkıntılı süreçte ortaya atılan bazı iddialar ve yapılan yorumlara yanıt verdi.

Bu davanın siyasi bir ortama çekilmesine izin vermeyeceklerini anlatan Günay, ”Fenerbahçe Spor Kulübü Türkiye’nin en yaygın, en güçlü sivil toplum ve Bakanlar Kurulu kararı ile kamu yararına çalışan bir spor kulübüdür. Hiçbir tarikat, İslam örgütü zemininde bir yapılanma bu kulübün içinde yapamaz” dedi.
Yüksel Günay’ın bu ifadeleri salonda büyük alkış aldı.

DİVAN KURULU’NDAN GÖRÜLMEMİŞ FOTOLAR BURADA! TIKLAYIN…

-”SAHİPSİZ DEĞİLİZ”-

Günay, günlerdir internet sitelerinde Fenerbahçe Spor Kulübü’ne çok şey yakıştırılmaya çalışıldığını iddia ederek, Türkiye Cumhuriyeti Anayasası’na bağlı, Atatürk devrimlerine sadık, koruyan ve o düzende kalmaya kararlı 23 milyon kişilik bir topluluk olduklarını söyledi. Günay, ”Planlanan iddialar ve tehditlere maruz kalacak kadar sahipsiz değiliz. Kulüp olarak laik düzende, laik anlayışla, yalnız spor yapıyoruz. Bize kulübümüze, sponsor olan ulusal kuruluşlara ve sahiplerine yapılan yakıştırmalara da karşı olduğumuzu bildirmek benim Yüksek Divan Kurulu Başkanı olarak sizler adına görevimdir” diye konuştu.

Yönetim kurulunun mesaisine fazlasıyla devam ettiğini bildiren Günay, ”Ne ödenmeyen aylıklar, ne ödenmeyen senetler ne de ödenmeyen çekler var. Hiçbir şey yok. Fenerbahçe Spor Kulübü ayakta” sözleriyle de kulübün işleyişinin herhangi bir sekteye uğramadığını vurguladı.

Futbol takımının emeğinin göz ardı edilmemesi gerektiğini belirten Yüksel Günay, ”Sahada 18 gencimizin alın teri, yaptığı mücadeleyi göz ardı da edemeyiz. Orada bir emek sarf edildi ve orada başarı kazanıldı. Bunun bu şekilde gölgelenmesi insanların vicdanını sızlatması gerekir” ifadesini kullandı.

-”GURURUMUZLA OYNAYAMAZSINIZ”-

Fenerbahçe Spor Kulübü’nün anayasa kapsamında her kuruluşa ve her kuruma saygıyla bağlı olduğunu anlatan Günay, konuşmasına şöyle devam etti:
”Ne Türkiye Cumhuriyeti yargısıyla, ne de cumhuriyetin polisiyle bir sorunumuz yoktur. Fenerbahçe Spor Kulübü bugüne dek iki Cumhurbaşkanı, iki Başbakan kulüp üyesi, 117 general ve amiral, 48 Bakan, 1168 milletvekili ve senatör, 27 vali, 1500′ün üzerinde yargı mensubu, 71 adet birinci sınıf emniyet müdürü, 21 adet büyükelçi çıkarmış bir kulüptür. Böyle bir kulübe böyle bir anlayışla suç isnat ediliyor. Bu yapıya sahip ve yalnız spor yapan bir sivil toplum örgütü paketleyemezsiniz, incitemezsiniz, rencide edemezsiniz, gururumuzla oynayamazsınız.”

Günay, tek isteklerinin, Anayasa’da teminat hükmü olan insan haklarına yakışan şekilde adil yargılanmak ve anayasanın temel hükmü olan serbest irade insan haklarından faydalanmak olduğunu belirterek, ”Bunları elimizden almak mümkün değil. Adalete saygımız güvenimiz tam. Ama geç gelen adalet de adalet olmaz” dedi.

-SHAKHTAR DONETSK MAÇINDAKİ OLAYLAR-

Shakhtar Donetsk ile yapılan hazırlık maçında yaşananların masumane karşılanmasını isteyen Günay, şöyle devam etti:
”Hazırlık maçında taraftarımızın sahaya girmesini tabii ki arzu etmedik. Ancak bu masumane hareketin anlayışla karşılanmasının gerektiği kanaatindeyim. Sabrın, tahammülün dayanılmaz olduğu anlamda düşünülmesi gerekir. Bütün bunlara rağmen taraftarımıza bundan böyle yine sabırlı olmalarını, yara üzerine yara almamamızı ve bunlardan kaçınılmasını takdir ediyorum. Taraftarlarımızdan, genel kurul üyelerimizden bugünkü yönetime güvenmenizi istiyorum.”

-AMATÖR ŞUBELERİN DURUMU VE NOTLAR-

Yüksel Günay, yaşanan gelişmeler üzerine kulüpte kapatılan hiçbir şube olmadığını, medyada bu yönde yer alan haberlerin gerçeği yansıtmadığını da sözlerine ekledi.
Bu arada, Yüksek Divan Kurulu Toplantısı’nda Ali Yıldırım dışındaki bütün yöneticiler hazır bulunurken, camianın önde gelen birçok ismi de toplantıya katıldı.
Fenerbahçe Kulübü Eski Başkanı Ali Şen’in yanı sıra, eski yöneticiler Vefa Küçük, Orhan Keçeli, Uğur Dündar ve Birleşik Fenerbahçeliler Vakfı Başkanı Aziz Yılmaz da toplantıya katılanlar arasında bulundu.

Öte yandan, Fenerbahçe’nin geride kalan 2010-2011 sezonunda bütün branşlarda kazandığı kupalar, Divan Başkanlığı masasının önünde sergilenirken, toplantıya girişte üyelere, Aziz Yıldırım’ın ”Bir Farkla…” başlıklı mektubu dağıtıldı.

120 milyon yıllık hamile kertenkele

23 Tem

Çin’de keşfedilen 120 milyon yıllık bir fosil, bugüne değin bulunan en yaşlı hamile kertenkele olarak tarihe geçti.

120 milyon yıllık hamile kertenkele

Fosili inceleyen İngiliz araştırmacılar, kertenkelenin vücudunda mükkemel biçimde muhafaza edilmiş bir düzineyi aşkın embriyo ile karşılaştıklarını söylüyorlar.

Öyle iyi muhafaza edilmiş ki, çok yakından incelenince kertenkele embriyolarının sıra sıra minik dişleri bile seçilebiliyor.

Hamile kertenkelenin anne olmadan birkaç gün önce öldüğü tahmin ediliyor.

Fosil, Çin’in Jehol bölgesinde keşfedildi.

Kireçtaşı katmanı

Burası yüzbinlerce yıl önce toprağa gömülen bütün bir ekosistemi barındırıyor.

Yanardağ patlamaları Çin’in bu bölgesinde dinazor, memeli, kuş ve sürüngen kalıntılarını kireçtaşı katmanları altında günümüze miras bıraktı.

Fosilleşmiş hayvanların tüyleri, derileri ve hatta midelerinde yemiş oldukları diğer yaratıkların kalıntıları ile karşılaşılabiliyor.

30 cm uzunluğundaki hamile kertenkelenin bilimsel adı Yabeinosaurus.

Araştırmacılar, doğum yapmasına az bir süre kala fosilleşmiş olmasını çok nadir ve bilimsel açıdan son derece ilginç ve heyecan verici buluyor.

BBC TÜRKÇE

http://www.haber7.com/haber/20110722/120-milyon-yillik-hamile-kertenkele.php

 

 

 

SWAT timi katliam adasına yarım saatte ulaşmış

23 Tem

Norveç’te tarihin en kanlı silahlı saldırılarından birini düzenleyen zanlının, başkent Oslo yakınlarındakigençlik kampında ilk ateşi açmasından sonra bir SWAT timinin adaya varışının yaklaşık 30 dakika sürdüğü bildirildi.

Polis yetkilisi Johan Fredrisken, açtığı rastgele ateşle 84 kişiyi vurarak öldüren saldırganın, SWAT timleri adaya gelinceye kadar 30 dakika zamanının olduğunu kaydetti.

Oslo’da dün ilk önce hükümet binalarının olduğu bölgede düzenlenen, 7 kişinin öldüğü bombalı saldırının ardından bir SWAT timinin hazır tutulduğunu belirten Fredrisken, ilk ateşin açılmasından sonra timin adaya ulaşmasının ne kadar sürdüğünün sorulması üzerine, “Yaklaşık 30 dakika” dedi.

Bu arada, iki saldırıdan sorumlu tutulan, Oslo’da bombayı yerleştirdikten sonra katliamı düzenlemek için İşçi Partisi’nin gençlik kampının yapıldığı adaya gittiği düşünülen zanlıyla ilgili resmi ya da resmi olmayan çeşitli bilgiler gelmeye devam ediyor.

Şüphelinin, sosyal paylaşım sitesi facebook’taki sayfasındaki profiline, “muhafazakar, Hristiyan ve bekar olduğunu”, ayrıca av ve “World of Warcraft” ve “Modern Warfare 2″ gibi savaş oyunlarıyla ilgilendiğini yazdığı belirtildi.

Polis yetkilisi Roger Andresen da basına yaptığı açıklamada, aşırı sağ görüşlü, Norveçli 32 yaşındaki şüpheliyi iki saldırıdan da sorumlu tutmak için kanıtların bulunduğunu belirtmişti.

Şüphelinin polisle işbirliği yaptığını söyleyen Andresen, bu kişinin Hristiyan kökten dinci görüşlü internet sitelerinde yorumlar yaptığını söylemiş ancak bu sitelerin hangileri olduğuna ilişkin ayrıntılı bilgi vermemişti.

http://www.haber7.com/haber/20110723/SWAT-timi-katliam-adasina-yarim-saatte-ulasmis.php

Oslo’yu cehenneme çeviren saldırgan

23 Tem

Norveç’te 100’e yakın kişinin yaşamını yitirdiği saldırıları düzenlediği iddia edilen Anders Behring Breivik isimli saldırganın aşırı sağcı olduğu belirlendi.

OSLO – Başkent Oslo’da meydana gelen bombalı saldırı ve Utoya adasındaki silahlı saldırıyla ilgili olarak Anders Behring Breivik isimli bir kişi gözaltına alındı. 32 yaşındaki saldırganın fotoğrafları da basında yayımladı.

Norveç polisi, aşırı sağ görüşlü olan zanlıyı iki saldırıdan da sorumlu tutmak için ellerinde kanıt bulunduğunu açıkladı.

Breivik’in, Hıristiyan kökten dinci görüşlü internet sitelerinde yorumlar yaptığı da bildirildi.

Daha önce açıklamasında polis, kamptaki saldırının arkasında birkaç kişinin bulunabileceği varsayımı üzerinde durduklarını belirtmişti.

http://www.ntvmsnbc.com/id/25234828//

Evrenin en büyük su kütlesi keşfedildi

23 Tem

İki astronomi ekibi, evrenin bugüne kadar keşfedilmiş en büyük ve dünyaya en uzak su kütlesini ortaya çıkardı. Dünyadan 12 milyar ışık yılı mesafedeki bu su kütlesi, dünya okyanuslarının içerdiği toplam su kütlesinin 140 trilyon katı büyüklüğe sahip.

Buhar halindeki su kütlesi, kuasar olarak adlandırılan ve ortasında, çevresindeki maddeyi yutan büyük bir kara delik bulunan gök cismini sarıyor.

NASA’nın Kaliforniya’daki laboratuvarından Matt Bradford, kuasar çevresindeki ortamın oldukça özgün bir yapıya sahip olduğunu belirterek, bu yapının “devasa büyüklükte su ortaya çıkardığını” belirtti.

Keşfi yapan ekiplerden birinin başkanı olan Bradford, “yeni keşif bir kez daha gösterdi ki su, evrende oldukça yaygın ve hatta evrenin en erken zamanlarından beri var” dedi. Bu ekibin bulguları, Astrophysical Journal Letters’da yayımlandı.

Kuasarlar, çevresini bir disk şeklinde saran gaz ve toz kümesini emen devasa bir karadeliğe sahip gök cisimleri. Kuasarın karadeliği, bu tüketiminin sonucunda diskin ortasından her iki yöne doğru müthiş bir enerji fışkırtıyor. Su kütlesinin bulunduğu bu kuasarın kara deliği Güneş’ten 20 milyar kat daha yoğun ve Güneş’ten, “Bin trilyon kat” enerjiye sahip.

Bu kadar uzakta ve evrenin erken dönemlerinde var olan su kütlesi ilk kez keşfediliyor. Güneş Sistemi’nin dahil olduğu Samanyolu Galaksisi’nde de su buharı bulunuyor ancak galaksimizdeki su kütlesinin çoğu buz halde bulunuyor.

Samanyolu’ndaki su kütlesi, bu kuasarda bulunandan 4000 kat daha az. Bunun nedeni de suyun, Samanyolu’nda daha çok buz formunda olması.

Kuasardaki su buharı, gök cisminin karadelik etrafında dönen gaz kütlesinin içerisine dağılmış durumda. Bu gaz bölge, yüzlerce ışık yılı genişliğinde (1 ışık yılı, yaklaşık 6 trilyon mil). Kuasardaki su buharı ile, karbonmonoksit gibi diğer moleküllerin ölçümleri, çevreleyen gazın yoğunlaşarak yıldızlar oluşturuyor olabileceğini gösteriyor. Ölçümler, Kaliforniya Teknoloji Enstitüsü’nün Hawai’deki teleskobu kullanılarak, Bradford’un ekibince 2008’den beri yapılıyor. Kuasar üzerinde çalışan ikinci ekip ise, Alpler’deki Caltech Submillimeter Gözlemevi başkan yardımcısı, fizikçi Dariusz Lis başkanlığındaki bir ekip. Bu ekip de kuasardaki ilk su buharı gözlemini 2010’da yaptı.

http://dunya.milliyet.com.tr/evrenin-en-buyuk-su-kutlesi-kesfedildi/dunya/dunyadetay/23.07.2011/1417960/default.htm

Halkın yüzde 77′si mutlu ama ‘ötekine’ tepkili

22 Tem

 Bahçeşehir Üniversitesi’nin 2011 Değerler araştırması son bir yılda yaşanan pek çok tartışmaya paralel sonuçları ile dikkat çekiyor.

İşte dikkat çeken sonuçlar MUTLULUK, HAYATTAN DOYUM Türk halkınının genel mutluluk düzeyi 2001 ekonomik krizi ertesinde dip yapmıştı. Bu tarihte, mutlu olduğunu (çok mutlu+biraz mutlu) söyleyenlerin oranı sadece %59 idi. Son araştırmada ise, mutlu olanların oranı %77 olarak bulundu. Başka deyişle, 10 yıl içinde, kendisini mutlu hissedenlerin oranı 18 puan artmış gözüküyor. SAĞ-SOL İDEOLOJİ Türkiye Değerler Araştırması’nın başladığı 1990 yılından beri, bazı zigzaglar sözkonusu olsa da, Türk toplumunun ideolojik istikameti sağ. 2011 ise, kendisini siyasal yelpazenin sağında tanımlayanların en yüksek noktası oldu. Bu genel doğrultu, kriz yıllarında biraz yalpalıyor ama, sonra gene yönünü buluyor. . “ÖTEKİ”NE HOŞGÖRÜ Farklı olarak görülen gruplardan insanları komşu olarak istememenin bir hoşgörü göstergesi olarak kullanılmasının tarihi 80 yıl kadar geriye gider. Bu göstergeyi ,ilk olarak Emory Bogardus “toplumsal mesafe” ölçeğinin bir ögesi olarak kullandı.

Değerler Araştırmaları’nda bütün dünyada bu “komşu isteme/istememe” sorusu soruluyor. 1990′dan bu yana, Türkiye’nin hoşgörü konusunda alacağı uzun bir mesafe bulunduğunu gözlemliyoruz. Bütün araştırmalar, bu konuda toplumumuza hayli kırık bir not veriyor.

İstenmeyen grupların en başında da, gene 1990′dan beri yapılan bütün araştırmalarda olduğu gibi, eşcinseller geliyor. 2011 yılında da durum değişmiş değil.

Bazı grupların komşu olarak istenmeme oranlarını şöyle bulduk:

 Eşcinseller %84

 AIDS’liler %74

Nikâhsız yaşayan çiftler %68

Tanrıya inanmayanlar %64

Şeriat yanlıları %54

Hristiyanlar %48

 Başka bir dinden insanlar %39

Göçmenler, yabancı işçiler %39

Kızları şortla dolaşanlar %26

Oruç tutmayanlar %20

Sevmediği partiye oy verenler%17

İŞTE ARAŞTIRMANIN DİĞER İLGİNÇ SONUÇLARI (TAM SAYIYA YUVARLANMIŞ YÜZDELER)

 * Kendisini “mutlu” hissedenler (çok + biraz mutlu toplamı) %77

* 10 üzerinden ortalama “genel olarak hayattan memnuniyet” puanı 7.31

* Hükümete güvenenler (tamamen + biraz güvenenlerin toplamı) %61

* Orduya güvenenler (tamamen + biraz güvenenlerin toplamı) %75

* Polise güvenenler (tamamen + biraz güvenenlerin toplamı) %75

* Basına güvenenler (tamamen + biraz güvenenlerin toplamı) %41

* Başka bir dinden insanlara güvenenler (tamamen + biraz güvenenlerin toplamı)%38

* Başka milletten insanlara güvenenler (tamamen + biraz güvenenlerin toplamı) %39

* İlk kez tanıştığı insanlara güvenenler (tamamen + biraz güvenenlerin toplamı) %24

* “Bugün ülkemizde insan haklarına büyük ölçüde saygı gösteriliyor” diyenler %15

* “Bugün ülkemizde insan haklarına hiç saygı gösterilmiyor” diyenler %16

* Kendisini “dindar” olarak tanımlayanların oranı % 81

* Oruç tuttuğunu söyleyenlerin oranı % 87

* Namaz kıldığını söyleyenlerin oranı % 70

* Cehenneme inananların oranı % 97

* Son kuran bayramında kurban kestiğini söyleyenlerin oranı %57

* Ramazanda, lokantaların iftara kadar kapalı kalması gerektiğini düşünenler %44

* Kadının plajda mayo giymesinin günah olduğunu düşünenler % 61

* “Din esas olarak öteki dünyaya anlam kazandırır” görüşüne katılanlar %79

* Tanrıya inanmayan politikacıları göreve layık bulmayanlar %55

* Yönetim görevlerinde dinibütün insanların bulunmasını yararlı görenler %51

* Dine ve dini değerlere saldıran kitap ve yayınların yasaklanmasını isteyenler %63

* Cem evlerine camiler gibi ibadethane statüsü verilmesini doğru bulanlar %58

* “Bilim ile din çelişirse, her zaman din doğrudur” görüşüne katılanlar %77

* Tek doğru dinin kendi dinleri olduğunu söyleyenler %79

* Yaşlı insanların toplum üzerinde bir yük teşkil ettiğini düşünenler %32

* Yaşlıların gereğinden fazla siyasi güce sahip olduğunu düşünenler %57

* Kendilerini mahallelerinde güvenlikli hissetmeyenler %17

* Güvenlik amacıyla silah veya bıçak taşıdığını söyleyenler %8

* İşini kaybedip, yeni iş bulamamaktan endişe duyanlar %68

* Telefonlarının dinlenip, e-postalarının okunmasından endişe duyanlar %52

* Çocuklarına iyi bir eğitim sağlayamamaktan endişe duyanlar %76

* Bazı koşullarda, adaletin sağlanması için savaşın zorunlu olduğunu düşünenler %43

* Son bir yıl içinde, yeterli yemek bulamadığını söyleyenler %15

* Evlerinde bulaşık makinesi bulunanlar %49 * Yazlık evi olanlar %7

* Evliliğin modası geçmiş bir kurum olduğunu düşünenler %8

* Seyrek de olsa, bilgisayar kullananlar %53

* Beyana göre, ortalama erkek boyu 173.8 cm

* Beyana göre ortalama kadın boyu 163.5 cm

* Beyana göre ortalama erkek kilosu 75.95 kg

* Beyana göre ortalama kadın kilosu 66.59 kg

* Ortalama beden kitle endeksi 25

* Sigara içmeyenlerin oranı %63

Araştırmanın verileri, 54 ilden tesadüfi olarak seçilen 1,605 denekle yüzyüze görüşülerek toplanmıştır.

http://m.milliyet.com.tr/NewsDetail.aspx?NewsID=1417159

PKK Bitirilimiyor, Çünkü…

22 Tem

Güneydoğu’da bizimkiler postu deldirmesin, buna yönelik önlemler alın. Tayin dairesi elimizde olmalı. Cepheye bizden olmayan o namussuzları sürün… Nuh Gönültaş

 Bugün “PKK niçin bitirilemiyor”un cevaplarından sadece birisi… Bugünlerde en çok muhatap olduğum sorulardan birisi “PKK niçin bitirilemiyor” oluyor. Gerçekten de millet şaşkın durumda. “Her şeyimiz var” diyor vatandaş. Uçağımız, helikopterimiz, tankımız, topumuz, vatanı için canını verecek askerimiz, güvenlik güçlerimiz…

Dağlıca’ya, Aktütün’e, Hantepe’ye, Sarıyayla’ya, Silvan’a ve son 30 yıldır daha yüzlerce benzerine rağmen hâlâ ve hâlâ bütün samimiyetiyle “Vatan sağ olsun” demeye devam eden, ağzı dualı analarımız, babalarımız var. Niçin… Neden… Nasıl? Bu soru öyle kolay cevap verilebilecek bir soru değil. Ve tabii ki muhatabı da ben değilim. Ama, fakat, lakin… Bana soranlara bendeniz “Bu durumun başka bir anlamı olamaz, mutlaka kurt elmanın içinde de o yüzden bitmiyor veya bitirilmiyor” diye cevap veriyorum. Yok arazi çok zor bir araziymiş… Yok, teröristle halkı ayırmak zorluğu varmış… Mazeret çok. Oraya, buraya, memleketin her yanına “Hiçbir mazeret başarının yerini tutamaz” yazdırıp, sonra da her türlü rezaletin arkasından mazeretlere sığınmak yakışıyor mu? Neyse… PKK’nın niçin bitirilmediğine dair soruya, işin bir tarafı olarak Ergenekon İddianamesi’nde cevap bulunabilir diye düşünüyorum, şöyle ki: 2455 sayfalık iddianamede de yer alan bir belgeden, şimdi emekli olan bazı subayların 28 Şubat sürecinde Ankara’da gizli toplantılar yaptığını…

 Toplantı kayıtlarının Doğu Perinçek’ten elde edildiğini öğreniyoruz. Doğu Perinçek’ten elde edilen belgelerde yer alan toplantı kayıtlarına göre, Çetin Doğan beraberindeki bazı subayları PKK’ya karşı yapılan operasyonlara göndermemek için planlar yapıyor, kararlar alıyor: “Güneydoğu’da bizimkiler postu deldirmesin, buna yönelik önlemler alın. Tayin dairesi mutlaka elimizde olmalı. Cepheye bizden olmayan o namussuzları sürün. … olmayana hiçbir zaman tam olarak güvenmeyeceksin. … olmayan herkesin anti laik olma ihtimali uzun vadede de olsa olabilir. Arkadaşlar çok çalışsın. Bizim olmayan bu devlet mutlaka bizim olacaktır. Biz Türkiye’de İslam ile bağlantılı görülen ama bu dini tamamen değiştirecek bir Türkiye … yaratmak zorundayız…”

Tümgeneral Volkan Kaplama söz alıyor: “Gerçek laiklik ancak … toplumda gerçekleşir. Aptal komutanlar her gün gündeme gelerek ülkedeki şeriatçı birikimi azaltarak bir müdahalenin önünü kesiyorlar…” Çetin Doğan: “Çevik Paşa’nın yerine bizden akıllı biri olsaydı Karadayı sünepesinin daha verimli olmasını sağlardık…” Ve toplantıda alınan kararlar: “Türkler’in üstün bir ulus olduğu safsatasını yıkın. Ordunun müdahalesini sağlamak için orduda ve sivil toplumda etnik ve irticai faaliyetleri seyredin, yer yer körükleyin. Her yerde irtica kampanyası başlatılsın, sadece eşi kapalı olan, namaz kılan değil, sağcı, milliyetçi, yarın irticaya kaçması ve size engel olması muhtemel herkesi yazın. İlgili mercilere şikayet edin. Onların adına dinci dergiler, gazeteler gönderin. Akrabalarının adını öğrenin, onların isimleriyle başlarını belaya sokacak mektuplar, kartlar gönderin. … olan birlik komutanı yoksa laikleri sıkıştırın. Çokça eğlence düzenleyin. Dansöz ve içkiyi zorlayın. Atatürk … köylerini katletti gibi sözleri durdurun. Atatürk’ten başka kullanılacak neyimiz var?

PKK’ya karşı savaşanlara el altından şu mesajı gönderin. Sakın ha ölmeyin, bırakın Atatürkçü olsa da … ölsün. Din ve milliyetçilik duygusunu zayıflatan yolların neler olduğu açık. Bunları kullanın. Okullarda öğrencilerin kız arkadaşlıklarını teşvik edin. Yapabiliyorsanız Osmanlı hayranlığını kırın. Cinsel konularda sınırları zorlayın. Çünkü bu konu insanın zaafının başında gelir. İrtica tehlikesi iyice büyüsün. Din bizim için zararlıdır…” Belgeye göre toplantıya katılanlar kendilerine yönelik de şu kararları alırlar: “Hanımlarınız dekolte giysin. Diğerlerinin hanımlarını açık giymeye teşvik etsin. … bu ülkede gurur kaynağı olana kadar, yani memleketi avucumuza alana kadar herkes kendisini gizleyecek. Deşifre olmuş …ler sevgi desinler, insanlık desinler ama ülke için oynadığımızı belli etmesinler. Hal hatır sorana “Allaha şükür” densin, bizi dinci sansınlar…” Bence fazla söze gerek yok. Her şey meydanda değil mi?

http://www.aktifhaber.com/pkk-bitirilemiyor-cunku…-470974h.htm

45 gencin gündemi İslam Birliği

22 Tem

Hayrât Vakfı‘nın desteğiyle Divan Eğitim ve Araştırma Derneği’nin iki yıl önce başlatmış olduğu gençlere yönelik Uluslararası Eğitim Forumu toplantılarının üçüncüsü Hayrât Vakfı’nın İstanbul Küçükçekmece‘deki merkezinde gerçekleştirildi.

Bir hafta boyunca devam eden foruma 12 ülkeden 45 üniversite ve yüksek lisans öğrencisi katıldı. Forum, Hayrât Vakfı Başkan Yardımcısı Ahmet Semiz, Hayrât Vakfı İngiltere temsilcisi Hamza Berat, Hayrât Vakfı Genel Yayın Koordinatörü Metin Uçar, Hayrât Vakfı İlmi Araştırma Heyeti üyesi Cemal Erşen, İslâm Dünyası STK’ları Birliği (İDSB) Genel Sekreter Yardımcısı Ali Kurt, İDSB Genel Koordinatörü ve Divan Derneği Başkanı Cihangir İşbilir, HAYSİAD derneği üyeleri ve misafir öğrencilerin katılımıyla gerçekleştirilen açılış programıyla başladı. “İslâm Dünyasının Sosyal Meseleleri: Sorunlar ve Çözümler” ana temasıyla düzenlenen forumun açılış programındaki selamlama konuşmasında Hayrât Vakfı Başkan Yardımcısı Ahmet Semiz İslâm dünyasının problemlerini tartışmak ve çözüm yollarına dair fikir alışverişinde bulunmak üzere farklı ülkelerden üniversite gençlerinin bir araya gelmesinden duyduğu memnuniyeti ifade etti. (Fotoğraflar için TIKLAYINIZ) İDSB Genel Sekreter Yardımcısı Ali Kurt ise, Müslümanların dünya çapında uzun bir süredir yaşadıkları sosyal felaket ve krizlerin onların bir birlik ruhu içerisinde bir araya gelmelerinin ne kadar lüzumlu olduğunu gösterdiğini belirtti. Ali Kurt sözlerini şöyle tamamladı: “Şu anda bu birliğe şiddetli bir biçimde ihtiyaç duyduğumuz bir zaman dilimini idrak ediyoruz. Ümit ediyorum ki burada toplanan bu gençler bu birlik ideali uğruna ellerinden gelen hiçbir şeyi sakınmayacaklardır.” Divan Araştırma ve Eğitim Derneği Başkanı Cihangir İşbilir ise, böyle bir forum düzenlemelerinin temel amacını şu sözlerle anlattı: “Bu tarz forumları organize etmeye başlama sebebimiz İslâm dünyasında çok mühim bazı unsurlardaki eksikliği fark etmemizdir. İslâm dünyası mensuplarının birbirini tam olarak tanımadıklarını gördük. İslâm dünyasının sahip olduklarından, kaynaklarından bihaber olduğunu hissettik. Sahip oldukları değerleri, kaynakları nasıl kullanacaklarını bilmedikleri için Müslümanların siyasi, kültürel ve askeri saldırılara karşı savunmasız olduğunu gördük. Bu sebeple, İslâm dünyasının genç üyelerini bir araya getirmeye ve onlara fikir, bilgi ve tecrübe alışverişinde bulunma fırsatı sunmaya karar verdik. İstedik ki İslâm dünyasının meselelerini tartışsınlar, beyin fırtınası yapsınlar ve çözümler önersinler. İnanıyoruz ki bu şekilde genç Müslümanlar kendi kimliklerinin ve değerlerinin farkına varacak ve bugünün dünyası ve Müslümanları daha uyumlu, birlik içinde ve güçlenmiş olacaktır.” Programın yedi günü sunum, atölye, müzakere ve entelektüel tartışmalarla geçti. Forum boyunca Müslümanların ve genel olarak tüm insanların sosyal ve bireysel hayatlarının en temel yönlerine temas eden konular ele alındı. Özellikle vahiyden kopuk, peygamberin ilahi nefhasından nasiplenmemiş çağımızın sosyal sorunlarının altında yatan temel nedenin, Peygamber Efendimiz’in (asm) yüksek ahlâkından ve yaşam tarzından uzak hayatlar sürmemiz olduğuna işaret edildi. Başka bir oturumda modern hayatın her tarafına nüfuz etmiş olan ve onun temelinde yer alan materyalizm felsefesinin insan onurunu ayaklar altına alan, her türlü ahlâki ve manevi erezyona sebep olan yıkıcı etkisine işaret edildi. Bu felsefe ile mücadele etmenin tüm Müslümanların omzuna yüklenmiş bir vazife olduğunun idrakine varılması gerektiğine temas edildi. Ayrıca artan hızlı iletişim teknolojisinin bir yandan uzakları yakınlaştırırken öte yandan güç odaklarına -dezenformasyon vasıtasıyla- kitleleri manipüle ederek kendi amaçları doğrultusunda kullanma imkanını da bahşettiğine dikkat çekildi. Bu tuzağa yakalanmamanın yolunun günlük haber akışı içerisinde boğulup sürüklenmek yerine çoklu disipliner okumalarla zihnin gerekli donanımlarla teçhiz edilip günlük olayların Müslümanca yorumlanması gerektiğine vurgu yapıldı. Öte yandan, günümüz Müslüman toplumlarında yaygın olan ümitsizlik, doğruluktan ayrılma, Müslümanlar arasında yaygın olan düşmanlık, Müslümanları birbirilerine bağlayan ortak noktaların unutulmuş olması, İslâm dünyasında yaygın olan despotizm, şahsi çıkar peşinde koşmak gibi çeşitli sosyal ve politik hastalıkların toplum hayatını felce uğrattığına dikkat çekildi. Bu hastalıklarla mücadele etmek için, her zaman ümitli olmak, doğruluk, sevgi, Müslümanların ortak noktaları konusunda bilinçlendirilmeleri, istişare ve fikir alış verişi ve toplum hayatı için kişisel fedakârlıkta bulunmak gibi hasletlerin yaygınlaştırılmasının düzenli işleyen bir toplum için elzem olduğuna vurgu yapıldı. Daha birçok konunun konuşulup tartışıldığı foruma Türkiye ile birlikte Malezya, Pakistan, Fas, Filistin, Suriye, Irak, Suudi Arabistan, Rusya, Makedonya, Almanya, Hollanda ve İngiltere’den katılan kırk beş öğrenci fikir ve tecrübeleriyle katkıda bulunarak forumun amacı doğrultusunda tanışıp kaynaşarak İslâm dünyasının sorunları ve çözümleri ekseninde duyarlılık ve farkındalıklarını arttırdılar. Forum’a ABD’den İmamlar Federasyonu Başkanı Eşrefüzzaman Han, Malezya’dan İDSB Malezya Temsilcisi Ahmed Azam Abdurrahman ve ABD’den Helal Gıda Uzmanı Mazhar Hüseyni telekonferans sistemiyle konuşmacı olarak katıldılar. 3. Uluslararası Eğitim Forumu İstanbul’un çeşitli tarihi ve turistik mekânlarına yapılan gezilerle renklendirilerek ve Barla ve Isparta seyahatiyle taçlandırıldı ve sonuç bildirgesiyle nihayete erdi. KATILIMCILARIN GÖRÜŞLERİ Amir, Malezya: “Bu forum henüz küçük bir ölçekte olmasına rağmen Müslüman ümmetin nasıl bir araya geleceğinin bir nüvesi gibi. Umut ediyorum ki gelecekte dünya çapında Müslüman liderlerin buluşacağı bir platforma dönüşebilir.” Salahuddin Mazhary, 19, İngiltere: “Bu organizasyonun önemi dünyanın pek çok ülkesinden birçok insanın bir araya gelmiş olmasından kaynaklanıyor. Bu organizasyon gençleri İslâm dünyasının sorunlarını tartışmaya ve çıkış yolları aramaya teşvik eden bir çalışmadır. Bu forum geleceğin İslâm’ın olacağını ilan ederek cesur bir adım atmıştır. Batı hegemonyasının hâkim olduğu bir dünyada böyle bir iddia gerçekten çok cesurcadır. Ben bu yüksek hayallerin ve tutkuların gerçekleştirilmesi yolunda sergilenen azim ve kararlılıktan çok etkilendim. Burada gördüğüm vizyon gerçekten ilham verici.” Enes Ismani, Makedonya: “Bazen hayal kırıklığına uğruyoruz, bazen ümmetle ilgili kaygılanmayı bırakıyoruz. Bazen öyle bir adım atıyoruz ki İslâm dünyasında büyük bir etkiye neden alıyor. Dünyanın bazı bölgelerinde değişim başladı bile. Sadece “yapacağız” demekle dünyanın değişmeyeceğini bilmeliyiz. Değişim bizim hayatımızın bir parçası olmalıdır. Zamanımızı ve hayatımızı ümmet için sarf etmek zorundayız.” Ensar Gümüş, 23, Türkiye: “Bu forumun gençlere tanıdığı imkân ve yaptığı katkıdan dolayı çok önemli olduğunu düşünüyorum. Bu organizasyon bana şunu öğretti. Hepimiz çok farklı ülkelerden olmamıza rağmen İslâm dolayısıyla bazı ortak özelliklere sahibiz ve bu vesileyle bir araya gelebiliyoruz.” Muhammed Arif, Pakistan : “Bu organizasyonun İslâm toplumu için çok yararlı olduğunu düşünüyorum. İslâm ümmeti içerisinde işbirliği ve iletişimin güçlendirilmesi açısından Divan Forum’un daha da geliştirilmesi gerektiğine inanıyorum.” M. Hamdi İsmail, 23, Suriye: “Bu organizasyon İslâm dünyasının gençleri için mükemmel bir fırsattır. Ben bu forumun diğer ülkelerde de düzenlenmesini istiyorum ve burada elde edilen tanışıklık ve samimiyetin sürdürülmesini arzuluyorum. Müslümanlar olarak yüzleşmek ve hesaplaşmak zorunda olduğumuz büyük zorluklar var. Arap toplumlarındaki hareketlenmelerin Müslümanların daha iyi bir hayata doğru çaba sarf etmeleri konusunda iyi bir gösterge olduğuna inanıyorum.”

http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=113640

Sabah gazetesinden evrime destek mi?

22 Tem

Sabah gazetesi evrimcilerin teorilerini destekleyen bir habere sayfalarında yer verdi. Gazetenin haberi veriş biçimi ve kullandığı maymun resmi dikkat çekerken bugüne kadar defalarca çürütülen teoriye gazete yönetiminin destek vermesi şaşkınlıkla karşılandı.

Bilindiği gibi Sabah gazetesi Ahmet Çalık tarafından satın alınmıştı. Gazete hükümet yanlısı olarak biliniyor.

İşte Sabah’taki haber:

İnsanoğlu bilinenden çok daha önce ‘ayaklanmış’

İngiltere’nin Liverpool Üniversitesi bilim insanları atalarımızın daha önce bilinenin aksine çok daha erken dönemlerde iki ayak üzerinde yürümeye başladığını tespit etti.

Tanzanya’nın Laetoli bölgesinde 1976 yılında ortaya çıkarılan bir arkeolojik alanda bulunan 11 ayak izine göre, atalarımız modern dönemdeki gibi iki ayak üzerinde yürümeye 3.7 milyon yıl önce başladı. Daha önce ise 1.9 milyon yıl önce insanların yürümeye başladıkları düşünülüyordu. Araştırmalara öncülük eden Robin Crompton, “Bulgularımıza göre 3.7 milyon yıl önce atalarımız iki ayak üzerinde yürümeye başladı. Ancak vakitlerinin çoğunu ağaç tepelerinde geçiriyorlardı” dedi.

http://www.risalehaber.com/news_detail.php?id=113632

Erdoğan: 2015′te farklı bir KKTC olacak

22 Tem

Erdoğan 37 yıldır yerleşime kapalı Maraş’ın ve Güzelyurt’un üzerinde uçtu, yere indiğinde de ’2015′te çok farklı bir KKTC’ mesajı verdi.

HAVADAN VE KARADAN SON MESAJ

Başbakan Erdoğan, KKTC’ye ziyaretinin son saatlerinde Güney tarafına ‘havadan’ ve Kuzey’e ise karadan mesajlar verdi.

Erdoğan, programında olmamasına rağmen, 37 yıldır yerleşime kapalı olan Maraş’ın ve Annan Planı’nda Güney’e verilmesi öngörülen Güzelyurt’un üzerinde uçtu.

Helikopter yolculuğu Gazi Mağusa’da son bulan Erdoğan, burada da KKTC’nin artık tam anlamıyla ayaklarının üzerinde duracağını söyledi ve tarih olarak 2015′i verdi.

Başbakan Erdoğan, KKTC ziyaretinin son durağı olan Gazi Mağusa’ya sıra dışı bir gezi yaptı.

Erdoğan, Güney Kıbrıs’a ve AB ‘ye dönük mesajlarının yanı sıra, ilk defa KKTC’nin ayrı bir devlet olarak ayaklarının üstünde net bir şekilde durabilmesi yolunda Türkiye’nin yapabilecekllerini açık şekilde ortaya koydu.

GÜNEY’E HAVADAN MESAJ

Erdoğan, helikopterle Lefkoşa’dan Gazi Mağusa’ya giderken mesaj niteliğinde bir KKTC turu attı.

Programda olmayan gezinin ilk durağı, 37 yıldır yerleşime kapalı olan Maraş’tı. Erdoğan, incelenmek için Maraş’ın her tarafını gezdi. Belirtmek gerekir ki, müzakerelerde gündeme gelebileceği düşüncesiyle boş tutulan Maraş’ın, pazarlıkların sonuçsuz kalması durumunda yerleşime açılabileceği konuşuluyor.

Erdoğan’ın helikopterinin diğer durağı ise, dünkü açıklamalarında artık geçerliliği kalmadığını belirttiği Annan Planı’nda Rum Kesimi’ne verilmesi öngörülen Güzelyurt oldu. Güney ile pazarlıklarda masada yer alması nedeniyle KKTC’nin en az yatırım alan bölgesi olan Güzelyurt’un artık masada olmadığını iki günlük temaslarında sık sık dile getiren Erdoğan, yere indiğinde ‘proje ve yatırımlar olacak’ dedi.

Görünen o ki, KKTC ile Rum Kesimi arasındaki görüşmelerde bir sonuç alınamazsa, Başbakan’ın ifadesiyle KKTC ayrı bir yapı olmaya doğru gidiyor ve Erdoğan’ın helikopter turu bu açıdan anlamlı bulunuyor.

KKTC İÇİN TARİH 2015

Başbakan Erdoğan, Gazi Mağusa’da 6 ayrı projenin toplu açılış töreninde konuştu. KKTC’nin tam anlamıyla ayaklarının üzerinde duracağını söyleyen Erdoğan, kendi ifadesiyle tartışılacak mesajlar verdi.

“Yunanistan’ın ekonomik açıdan hali ortada. Güney Kıbrıs’ın aynı duruma gelmesine kimse şaşırmasın, bana kızacaklar ama böyle bir durum var. Siz 2015′e hedefleyin, 2015′te KKTC yerine çok farklı bir ülke olacak.”

http://www.ensonhaber.com/erdogan-2015te-farkli-bir-kktc-olacak-2011-07-20.html

Denktaş’ın oğlundan Erdoğan’a övgü

22 Tem

KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş’ın oğlu Serdar Denktaş Başbakan Erdoğan’ın, babasının yıllardır savunduğu çizgide mesajlar verdiğini söyledi

SANKİ RAUF BEY KONUŞUYOR

Başbakan Tayyip Erdoğan’ın Kıbrıs çıkışını değerlendiren Serdar Denktaş, “Sanki Rauf Bey konuşuyor… Ada’da uzlaşmaz tarafın Rumlar olduğunu anlamış gözüküyorlar. Umarım AKP hükümetindeki tavır değişikliği taktik icabı değildir. Eğer öyleyse bu süreç KKTC ve Türkiye aleyhine dönebilir” dedi.

‘CİDDİ İSE ETKİLİ OLUR’

KKTC’nin 1. Cumhurbaşkanı Rauf Denktaş ise Erdoğan’ın AB ile ilişkilerin dondurulacağı açıklamasıyla ilgili olarak “Avrupa, Erdoğan’ın sözlerinin ciddiyetine inanırsa etkisi olur. Geçmişte verilen bazı sözlerde, farklı uygulamalara gidildiğini iyi biliyorlar” yorumunu yaptı.

Cumhuriyet

http://www.ensonhaber.com/denktasin-oglundan-erdogana-ovgu-2011-07-20.html

İsteyene Ramazan kolisi isteyene hediye kart

22 Tem
Ramazan heyecanı marketlerde kendini hissettirmeye başladı. Hayırseverlerin dağıttıkları erzak paketleri şimdiden hazırlanmaya başlanırken ihtiyaç sahipleri için en ucuz erzak kolisi 14,90 TL’ye mal oldu. Büyük koliler 66,90 liraya kadar yükseliyor. Bu yıl ayrıca bazı firmalar ihtiyaç sahiplerine alışveriş kartı verecek. Firmalar, bununla herkesin kendi ihtiyacına göre alışveriş yapmasını amaçlıyor.
 

Onbir ayın sultanı Ramazan’a sayılı günler kala gıda sektöründe rekabet hız kazandı. İstanbul başta olmak üzere Türkiye genelindeki yüzlerce firma ihtiyaç sahibi ailelere dağıtılmak üzere içinde gıdadan temizlik maddesine kadar değişik kalemlerde ve farklı fiyatlarda erzak paketleri hazırladı. Erzak kolilerinin fiyatlarında ciddi bir artış olmaması dikkat çekiyor. En ucuz erzak paketi 14,90 TL’den başlarken, büyük kolilerin fiyatları 66,90 lira olarak açıklandı. Küçük kolilerin içerisinde undan salçaya, ayçiçeği yağından çorba ve reçele kadar yaklaşık on farklı üründen birer adet yer alırken, yüksek fiyatlı kolilerde ürün adedi yirmiye ulaşıyor. Ramazan ayı boyunca ayrıca bazı firmalar da erzak paketlerinin yanı sıra ihtiyaç sahiplerine alışveriş kartı verecek. Bu sayede ihtiyaç sahipleri ihtiyaçlarına göre alışveriş yapabilecek. Özellikle Türkiye Perakendeciler Federasyonu (TPF) üyelerinin tüketicilerin kendi ihtiyaçlarına göre paket hazırlaması için bu yolu tercih edecekleri öğrenildi. Bu kapsamda BİM, müşterilerini tüm şubelerinde geçerli olacak 25 TL’lik hediye kartı hizmetinden yararlandıracak. Ülke genelinde hem kartlı hem de koli satışlarından 750 milyon TL’lik bir satış hedefleniyor. Geçtiğimiz yıl bu miktar 500 milyon lira olarak tespit edilmişti.

Hazırlıklar firmalarla da sınırlı kalmıyor. Hayırseverlerin bir kısmı ihtiyaç sahipleri için özel erzak paketleri hazırlarken, bazı işverenler de oruçlu çalışanlarına öğle yemeği yerine alışveriş kartları dağıtarak personelini memnun edecek. Şirketlerin yanı sıra İstanbul’daki yerel belediyeler de kendi sınırları içindeki ihtiyaç sahiplerini tespit edip yüz binlerce adet erzak paketi dağıtımı yapacak. Erzak paketlerinin sektörün satışlarını bir önceki aya oranla yüzde 20 ile 30 oranında artıracağı belirtiliyor. Geçen yıla oranla kumanya talebinde önemli bir artış yaşandığını belirten İtina Gıda Genel Müdürü Yusuf Karaduman, Ramazan paketlerinin hayırseverler sayesinde bir gelenek haline geldiğini söyledi. Yağ ve salça fiyatlarındaki artışın erzak paketlerini olumsuz etkilediğini ifade eden Karaduman, “Paket fiyatlarımız ürün adedi ve çeşidine göre farklılık gösteriyor. Biz sembolik ve göstermelik kumanyalar yerine gerçek manada ihtiyacı karşılayacak 3 çeşit kumanya kolisi hazırladık. Ayrıca hayırseverlerin taleplerine göre de erzak kolisi hazırlıyoruz.” şeklinde konuştu. Konya merkezli Adese marketleri ise ülke genelinde satılmak üzere 27,90, 45,90 ve 66,90 lira arasında değişen üç farklı erzak kolisi hazırladı. KİM marketler zinciri de “Askıda Kumanya” kampanyasıyla ihtiyaç sahiplerinin yüzünü güldürecek. A101 hipermarketleri de müşterilerine 19,95 ve 39,95 TL’lik 2 çeşit zengin içerikli Ramazan kolisi hazırlayacak. Çağrı Marketleri ise içerisinde yaklaşık 15 farklı ürünün bulunduğu kolileri 42 liradan satışa çıkardı. Kiler, Ekonomik paketini 16,90′dan raflarına koyarken, Süper paketini 25,90, Ekstra paketi ise 43,90 liradan tüketiciyle buluşturacak.

14,90 TL’lİk erzak paketi

1 lt ayçiçeği yağı, 1 kg kırmızı mercimek, 1 kg yayla pilavlık pirinç, 1 kg un, 1 kg toz şeker, 500 gram makarna, 1 paket ezogelin çorba, 750 gram iyotlu tuz.

66,90 TL’lİk erzak paketi

2 kg ayçiçeği yağı, 2 kg toz şeker, 1 kg Osmancık pirinç, 1 kg kırmızı mercimek, 1 kg kuru fasulye, 100 gr Türk kahvesi, 500 gr Doğuş Filiz Çay, 500 gr kakao kreması, 1 lt zeytinyağı, 1 kg bayram şekeri, 500 gr makarna (3 adet), 2 kg un, 830 gr domates salçası, klasik çorba (4 adet), 125 gr Kemalpaşa tatlısı, 750 gr tuz, 1 kg zeytin ve 800 gram bezelye.

http://habergundemi.wordpress.com/wp-admin/post-new.php

 

56 yıllık yargı arşivi Çağlayan’a taşınıyor

22 Tem

Sultanahmet’teki İstanbul Adliyesi’nde, Çağlayan’daki yeni Adliye Sarayı’na taşınmanın telaşı yaşanıyor. 56 yıldır hizmet veren eski binadaki birçok dava, artık yeni adresinde sürecek. Arşivdeki dava dosyaları da, karanlık ve tozlu raflardan çıkarılıyor. Arşivin perişan ve yürek burkan hali dikkat çekerken uzmanlar, modern teknoloji ile 3 milyon dosyanın korunabileceğini belirtiyor.

Zaman, adliyenin tozlu arşivine girdi. Dosya arşivi, Sultanahmet Adliyesi’nin hemen arkasındaki Pargalı İbrahim Paşa Sarayı’nda bulunuyor. İçeri girer girmez üst üste istiflenmiş dosyalar dikkat çekiyor. Arşiv için sadece bir personel hizmet veriyor. Tamamen amatör ruhla yapılan arşiv sistemine sahip adliyede dava dosyaları demirden yapılmış raflarda muhafaza ediliyor. Eskiye ait bir dosyayı araştırıyorsanız bulmanız kolay değil. Yıllardır bekleyen kimi dosyaların sararmış sayfaları dikkat çekiyor. Küflenen dosyalar arasında fare ölülerine bile rastlanıyor. Havasız kalan dosyaların kokusu ise hayvan ölüsü kadar keskin ve bunaltıcı. Yasa gereği belki de tarihe ışık tutacak birçok dosyanın bulunduğu arşivde en son olarak 1992′de imha işlemi yapıldığı ifade ediliyor.

Çoğu icra dosyası olan dava dosyaları, hükmü kalmadığı için yakılıyor. Yakılmayı bekleyen birçok dosya raflarda beklemeye devam ediyor. 27 Mayıs darbesi sonrası idam edilen müteveffa Başbakan Adnan Menderes’e ait plak ve kitapların da bulunduğu dosya, evrak ve dokümanlar ise muhafaza edilecek yer olmadığından dolayı hükmü kalmadığı için imha işlemine tabi tutulacak. Bediüzzaman Said Nursi’nin o dönemde yasaklanan birçok kitabı ve İskilipli Atıf Hoca’nın ‘Frenk Mukallitliği ve İslam’ adındaki eseri de tozlu arşive konulmuş. Çürümüş dava dosyalarının içinde 1939, 1940 yazılı evraklara rastlanabiliyor.

HUKUK TARİHİNE SAHİP ÇIKILMALI

Arşivde yer alan dava dosyalarının yakılarak imha edilmesini eleştiren Avukat Cüneyt Toraman, söz konusu dosyaların milletin hafızası olduğuna dikkat çekiyor. Teknoloji sayesinde üç milyon dosyanın bir hard diske çok rahat bir şekilde arşivlenebileceğini vurgulayan Toraman, “Türkiye Cumhuriyeti, hukuk tarihine, arşivlerine sahip çıkmalı. Yarın bir gün bu belgeleri İngiltere’den Amerika’dan sormayacağız.” şeklinde konuşuyor.

Eski Ankara Barosu Başkanı Sadık Erdoğan da Türkiye’de mahkemelerde davaların uzama sebeplerinden bir tanesinin de gelen evrakların uzun süre muhafaza edilememesi olduğunun altını çiziyor. Erdoğan, bazı olayların çok sonra aydınlatılabileceğini belirterek 27 Mayıs darbesini örnek olarak gösteriyor. Tarihçi yazar Erhan Afyoncu ise tarihî yerlerin korunması gerektiğine dikkat çekerek, Türkiye’deki en büyük problemlerden birinin arşivciliğin sistematik bir şekilde yapılmaması olduğunu belirtti. Afyoncu, İbrahim Paşa Sarayı’nın bu hale getirilmesinden üzüntü duyduğunu belirtti.

 http://zaman.com.tr/haber.do?haberno=1160153

Erdoğan: Kıbrıs diye bir devlet yok

19 Tem

KKTC’ye giden Başbakan Erdoğan, kendisini karşılamaya gelen yaklaşık 2 bin kişiye seslendi. “Kıbrıs diye bir devletin olmadığını” söyleyen Erdoğan, “Kuzey Kıbrıs’ta kimseye operasyon izni veremeyiz” dedi.

LEFKOŞA – Başbakan Recep Tayyip Erdoğan, Barış ve Özgürlük Bayramı nedeniyle özel uçak ”ANA” ile KKTC’ye gitti.

Ercan Havaalanı’nda törenle karşılanan Erdoğan, KKTC Başbakanlığı otobüsünün üzerinde meydanda toplanan yaklaşık 2 bin kişiye seslendi.

Burada, ”Şu anda Kıbrıs diye bir devlet yoktur. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vardır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır” diyen Erdoğan, “Şehit kanlarıyla, gazilerimizin kanlarıyla yoğrulmuş bu topraklar üzerinde kimseye operasyon müsaadesi veremeyiz” şeklinde konuştu.

Başbakan Erdoğan şunları söyledi:

— Yarın 20 Temmuz sizlerle birlikte yine Kuzey Kıbrıs’ımızda Özgürlük Bayramımızın yeni bir yıl dönümünde birlikte olacağız.

— 1974 hiç bir zaman bizim anılarımızdan çıkmıyor, çıkmayacak. Biz, artık farklı bir sürecin içerisindeyiz, kimse ama kimse Kuzey Kıbrıs’ın Türk’üne hiçbir zaman kalkıp da kölelik uygulamasını yapamaz. Kimse kendine göre kuracağı hesaplarla Kuzey Kıbrıs üzerinde çeşitli planlar uygulayamaz. Ne ambargo ne izolasyon. Bunların hiçbirisi Kuzey Kıbrıs’a uygulanamaz.

— Biz et ve tırnak gibiyiz. Kim ki bu vücudun azalarını, uzuvlarını birbirinden ayırmak istiyorsa yanlış bir yoldadır. Şunu iyi bileceğiz: Bu topraklar şehitlerimizin, gazilerimizin kanlarıyla yoğrulmuş topraklardır. Dolayısıyla şehit kanlarıyla, gazilerimizin kanlarıyla yoğrulmuş bu topraklar üzerinde kimseye operasyon müsaadesi veremeyiz. Her zaman şunu söyledik: Adil, kapsamlı ve kurucu iki devlet anlayışı kabul edilmediği sürece burada bir adım atılması mümkün değildir.

“KIBRIS DİYE BİR DEVLET YOKTUR”
— Şu anda Kıbrıs diye bir devlet yoktur. Güney Kıbrıs Rum Yönetimi vardır, Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti vardır.

— (Burgenstock’ta gerçekleştirilen görüşmeler) Oturduk konuştuk ama onlar buna sadık kalmadılar. Biz sadık kaldık. Siz sadık kaldınız, yüzde 65 ‘evet’ dediniz. Ama Güney yüzde 75 ‘hayır’ dedi. AB müktesebatında böyle bir yapı yoktur. Sözlerinde durmadılar ama; siz sözünüzde durdunuz ve biz haklıyız.

— Şimdi dünyanın neresine gidersek gidelim, sizin o tavrınız her yerde bizim haklılığımızı ifade ediyor. Biz onlara şunu söylüyoruz. Diyoruz ki; ‘siz bizden ne istediniz? Referandum. Yapıldı mı bu referandum? Yapıldı. Peki Kuzey sizin arzularınız istikametinde ‘evet’ dedi mi? Dedi. Güney ‘hayır’ dedi. Peki siz onları ödüllendirdiniz. Kuzey’e ne yaptınız?

— Sevgili kardeşlerim, şunu unutmayın; biz biriz, beraberiz, tek yüreğiz. Sizlere Anavatan’dan getirdiğim selam ile sesleniyorum. Aramıza fitne-fesat sokmak isteyenlere, sakın ha aldanmayınız.

— Sevgili kardeşlerim, bu akşam bazı programlar var, bir taraftan onları halledeceğiz. Ve yarın anma törenlerinde sizlerle bir arada olacağız. Şunu unutmayın; Türkiye Cumhuriyeti Başbakanı bir kardeşiniz olarak, tüm bakan arkadaşlarımla, hükümetimiz olarak, milletimiz olarak biz sizleri seviyoruz. Ve birliğimiz, beraberliğimiz gücümüz olacaktır. Bunu unutmayın. Ve bu gücümüzü inşallah kimse zafiyete uğratamayacaktır.”

“ARTIK İYİLİK YOK’ DEMİŞTİ
Ziyaretinden önce KKTC’li gazetecilere konuşan Başbakan Erdoğan, Rumlara, AB ve BM’ye “Türkiye atılabilecek her adımı attı. Bizden taviz vermemezi kimse beklemesin” mesajı göndermişti. Erdoğan, “Artık iyilik yok” diye konuşmuştu.

Erdoğan, Lefkoşa’ya hareketinden önce Esenboğa’da yaptığı açıklamada ise “Güney Kıbrıs’ı tanımıyoruz” demişti.

“TIRNAKLA ET GİBİYİZ”
Bu arada, Başbakan Erdoğan’ın ardından vatandaşlara seslenen KKTC Başbakanı İrsen Küçük de ”20 Temmuz bizim Özgürlük Bayramımızdır, 20 Temmuz anavatanımızla yavru vatanımızın buluştuğu gündür” dedi ve ekledi:

“Tırnakla et gibiyiz, bizim birbirimizden ayrımız, gayrımız yoktur. Birlikte yürüdük, bugün de birlikte yürüyeceğiz, ilelebet birlikte yürüyeceğiz. Anavatanımıza bir kez daha teşekkür ediyoruz. Biz de anavatanımızda Sayın Başbakanımızla, Türkiye’mizle gurur duyuyoruz. Tekrar huzurlarınızda Sayın Başbakana, Sayın Recep Tayyip Erdoğan’a KKTC’ye hoşgeldiniz derken, dünya liderini bağrımıza basıyoruz.”

http://www.ntvmsnbc.com/id/25233717//

Kamuoyuna Duyuru

19 Tem

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/07/19/kandil-imraliya-isyan-bayragi-acti

 

Kandil, İmralı’ya isyan bayrağı açtı

19 Tem

Öcalan’ın “Mutabakata vardık” açıklamasına rağmen Kandil, Silvan saldırısıyla İmralı’dan gelen talimatı dikkate almadıklarını ortaya koydu

Terör örgütü PKK’nın 13 askerin şehit olduğu Diyarbakır saldırısı sonrasında örgüt içindeki kavga iyice su üstüne çıktı. Saldırı emrini veren ve PKK’nın içindeki Şahinler kanadınğn önemli ismi Cemil Bayık, Abdullah Öcalan’a yapılan vaatleri “Kandırıyorlar” şeklinde değerlendirerek, eylemlerin süreceğinin işaretini verdi. PKKlideri Abdullah Öcalan, 8 Temmuz’da yaptığı açıklamada devlet görevlileri ile yaptığı görüşmelerde 15 Temmuz’un kendisi için bir hükmü kalmadığını belirterek, Barış Konseyi kurulması için mutabakata varıldığını açıklamıştı. Öcalan, “Bu Konsey, barış çalışmaları, barışın gerçekleşmesi için çalışacak” derken, BDP’ye de Meclis’e dönmesi çağrısında bulunmuştu. Ancak bu açıklamanın hemen ardından Diyarbakır Silvan’da 13 asker şehit olurken, Kandil’in artık İmralı’yı dinlemediğini ortaya koydu. PKK’nın bir numaralı isimlerinden Cemil Bayık, PKK’ya yakınlığı ile bilineninternet sitesi Fırat Haber Ajansı’na yaptığı açıklamada da bu gerçeği doğruladı.

‘KANDIRMACA VE TAKTİK’ 
Bayık, yaptığı açıklamada PKK’nın süreç içinde oyalandığını belirterek, “Protokolün ne zaman hayata geçeceği belli değil, şimdi mi, bir yıl sonra mı bilinmiyor. Devlet bu konuda hiçbir şey söylemiyor, sadece kabul etmiş. Bu da kandırmaca ve taktiktir. Bu şekilde PKK’nın önüne geçmek ve yavaş yavaş bitirmek istiyorlar” dedi. Özerkliğin Kürtlerin doğal hakkı olduğunu belirten Bayık, açıklamasında “Demokratik özerklik Kürtlerin en doğal hakkıdır, hatta gerçekleştirilmesi ve korunması bütün Kürtler için bir görevdir. İlan edilmesi de tarihi bir adımdır” diye konuştu. Bayık ile Öcalan arasındaki görüş ayrılığı daha önce de gündeme gelmişti. Bayık, 2003-2004 yılları ile 2007-2008 yıllarında PKK’nın operasyonları yoğunlaştırması gerektiği yönünde görüşler ortaya koymuştu. Bayık, tutuklu olan Öcalan’ın bazı kararları almakta doğru hareket etmeyebileceğini ifade etmişti.

‘PARA PAYLAŞIMI’ 
PKK içindeki para paylaşımının da örgüt içinde görüş ayrılığına neden olduğu belirtildi. Fransa’da başlayan davanın da bu süreci günyüzüne çıkardığı belirtildi. Resmi belgelere göre PKK illegal yollardan yıllık 500 milyon dolar kazanıyor. Eroin ve kaçakçılıkdan elde edilen paraların çoğunluğu Murat Karayılan’ın talimatı ile Avrupa’daki örgüt sorumluları tarafından tutulduğu belirtildi. Bu durumun Şahinler kanatında rahatsızlığa neden olduğu vurgulandı. Ankaralılar grubu olarak da bilinen Bayık, Mustafa Karasu, Duran Kalkan ve Kadri Çelik devletin yazılı mutabakat verinceye kadar eylemlerin sürmesi taraftarı.

http://www.sabah.com.tr/Gundem/2011/07/19/kandil-imraliya-isyan-bayragi-acti

Takip Et

Her yeni yazı için posta kutunuza gönderim alın.

Diğer 177 takipçiye katılın